scieee Science in your language
[tu] (orig)

Ma‘dûle Önermelerde Varlıksal İçerik Sorunu: Fahreddin er-Râzî-Kutbüddin et-Tahtânî Tartışması

Read accessible full text

Ma‘dûle Önermelerde Varlıksal İçerik Sorunu: Fahreddin er-Râzî-Kutbüddin et-Tahtânî Tartışması

Author: Daşdemir, Yusuf
Publisher: İlmi Etüdler Derneği
Year: 2019
Source: https://jyx.jyu.fi/bitstream/123456789/67075/1/Dasdemir-Y.pdf
This is a sel -a chi ed e sion o an o iginal a icle. This e sion
may di e om he o iginal in pagina ion and ypog aphic de ails.
Au ho (s):
Ti le:
Yea :
Ve sion:
Copy igh :
Righ s:
Righ s u l:
Please ci e he o iginal e sion:
CC BY-NC-ND 4.0
h ps://c ea i ecommons.o g/licenses/by-nc-nd/4.0/
Ma‘dûle Öne mele de Va lıksal İçe ik So unu: Fah eddin e -Râzî-Ku büddin e -Tah ânî
Ta ışması
© Naza iya , 2019.
Published e sion
Daşdemi , Yusu
Daşdemi , Y. (2019). Ma‘dûle Öne mele de Va lıksal İçe ik So unu: Fah eddin e -Râzî-Ku büddin
e -Tah ânî Ta ışması. Naza iya : Jou nal o he His o y o Islamic Philosophy and Sciences,
5(2), 77-111. h ps://doi.o g/10.12658/Naza iya .5.2.M0075
2019
Ma‘dûle Öne mele de Va lıksal İçe ik
So unu: Fah eddin e -Râzî-Ku büddin
e -Tah ânî Ta ışması*
Yusu Daşdemi **
Öz: Bu çalışma İbn Sînâ son ası İslam man ık geleneğinde ma‘dûle öne mele in anım e a lıksal içe ik açısından du-
umla ı konusunda yapılan a ışmala ı ele almak adı . Bunun için özellikle Fah eddin e -Râzî (ö. 606/1210) a a ından
ge i ilen eleş i ile e Ku büddin e -Râzî e -Tah ânî (ö. 766/1365) a a ından bunla a ka şı öne sü ülen ce apla üze inde
du ulacak ı . İslam man ık geleneğini çok büyük ölçüde beli lemiş e son aki nesille için a ışma çe çe esini çizmiş bi
isim ola ak İbn Sînâ (ö. 428/1037), ese le inde ma‘dûle öne mele e a lıksal içe ik hakkında da geniş değe lendi mele de
bulunmuş u . Onun olumsuz öne mele için olmasa da olumlu öne mele için a lıksal içe ik şa ını koyduğunu söylemek
mümkündü . Ona gö e bu ku al ma‘dûle öne mele için de geçe lidi e onla dan da olumlu olanla a lıksal içe ik şa ını
sağlamak zo undadı . Ancak İbn Sînâ’dan yaklaşık bi buçuk ası son a yaşamış olan kelâmcı- ilozo Fah eddin e -Râzî,
diğe pek çok konuda olduğu gibi ma‘dûle öne mele e bunla ın a lıksal içe iği konula ında da İbn Sînâ’ya eleş i ile
yönel miş e gelenek içe isinde yeni bi a ışma li e a ü üne öncülük e miş i . Ni ekim bi son aki yüzyılda Ku büddin
e -Tah ânî de bu a ışmala a ka ılmış ı . Çalışma, İslam man ık geleneğinin İbn Sînâ son asında da ik î e else î ha eke -
liliğini kaybe mediğini e else î-man ıksal içe iği e değe i olan a ışmala ü e meye de am e iğini ma‘dûle öne mele
bağlamında gös e meyi amaçlamak adı . Geleneğin İbn Sînâ son ası dönemine ilişkin a aş ı mala ın henüz başlangıç aşa-
masında olduğu düşünüldüğünde çalışmanın li e a ü e mü e azı da olsa bi ka kı sunması beklenmek edi .
Anah a kelimele : İslam man ık geleneği, İbn Sînâ man ığı, a lıksal içe ik, ma‘dûle öne mele , Fah eddin e -Râzî, Ku -
büddin e -Râzî e -Tah ânî.
Abs ac :
This pape add esses discussions in pos -A icennan A abic logic on he de ini ion o me a he ic p oposi ions
and hei s a us in ela ion o exis en ial impo equi emen s, ocusing on he a gumen s made by Fakh al-Dīn al-Rāzī (d.
606/1210) and he coun e -a gumen s by Quṭb al-Dīn al-Rāzī al-Taḥ ānī (d. 766/1365), who bo h es ablish hei posi ions
in he amewo k d awn by he mos p ominen igu e in he adi ion o classical A abic logic, A icenna (Ibn Sīnā, d.
428/1037). In he la e ’s wo ks, he p oblem o he exis en ial impo equi emen in me a he ic p oposi ions (ma‘dūla)
a e ho oughly discussed and A icenna seems o ha e p esumed he exis en ial impo as a u h-condi ion o a i ma i e
p oposi ions, and he e o e, a i ma i e me a he ic p oposi ions. Fo A icenna, in o he wo ds, an a i ma i e me a he ic
p oposi ion p esumes i s subjec - e m’s possibly exis en e e en (s). Howe e , he heologian-philosophe Fakh al-Dīn al-
Rāzī, who li ed abou a cen u y and hal a e A icenna, aised c i icisms agains him in e ms o me a he ic p oposi ions
and hei exis en ial impo among o he hings and igni ed a wa e o deba es in he adi ion, in which Quṭb al-Dīn
al-Taḥ ānī ook place in he ollowing cen u y. Th ough a s udy o his con ained p oblem, his pape aims o add ess a
wide schola ly conce n ega ding he i ali y o pos -classical A abic logic. By s udying he issue o exis en ial impo in
me a he ic p oposi ions, his pape seeks o es ablish ha in ac , his pe iod was wi ness o he lou ishing o philosophical
deba e among A abic logicians.
Keywo ds: A abic logic, A icennan logic, exis en ial impo , me a he ic p oposi ions, Fakh al-Dīn al-Rāzī, Quṭb al-Dīn
al-Rāzī al-Taḥ ānī
* Bu çalışma A upa Bi liği’nin U uk 2020 A aş ı ma e İno asyon P og amı kapsamında A upa A aş ı ma Konseyi (ERC)
a a ından des eklenmiş i (Des ek numa ası: 682779 - ETI). Makaleyi okuya ak iki e öne ile ini sunan Ku lu Okan’a e
Naza iya de gisinin anonim hakemle ine eşekkü ede im.
** D ., Jy äskylä Üni e si esi, Felse e Bölümü.
İle işim: y[email p o ec ed].
Daşdemi , Yusu . “Ma‘dûle Öne mele de Va lıksal İçe ik So unu: Fah eddin
e -Râzî-Ku büddin e -Tah ânî Ta ışması”, Naza iya 5/2 (Ekim 2019): 77-111.
A ı ©
dx.doi.o g/10.12658/Naza iya .5.2.M0075DOI
h p://o cid.o g/0000-0003-3223-5800
Makale Geliş Ta ihi: 1 Eylül 2019 15 Eylül 2019Makale Kabul Ta ihi:
NAZARİYAT
78
Gi iş
Öne menin doğ uluk koşulla ı meselesi ile oldukça yakından ilgili olan a -
lıksal içe ik (kısaca i) so unu, “Bi öne menin doğ u olabilmesi için ko-
nusunun a olan bi şeye/şeyle e delale e mesi ge ekli midi ?” so usuyla
i ade edilebili .1 He ne kada bu so un A is o elesçi e mode n man ık gelenekle i
a asındaki en önemli a kla dan bi i olması bakımından son zamanla da gündeme
gelen e a ışılan bi konu olsa da A is o eles (ö. MÖ 322) e Yunan şâ ihle inde
olduğu gibi İslam man ık geleneği içe isinde de konuya ilişkin pek çok a ışma
bulmak mümkündü . Ni ekim bu a ışmala ın en beli gin olduğu bağlamla dan
bi i de olumlu ma‘dûle öne mele ile olumsuz basi öne mele a asındaki a kla ın
espi i meselesidi . Bu konuda İbn Sînâ (ö. 428/1037) sadece olumlu öne mele in
i aşıdığını e olumlu ma‘dûle ile olumsuz basi öne me a asındaki en önemli a -
kın bu nok ada o aya çık ığını i ade ede . Ancak onun bu yaklaşımı şâ ihle inden
Fah eddin e -Râzî (ö. 606/1210) a a ından ciddi bi şekilde eleş i ilmiş, Ku büd-
din e -Tah ânî (ö. 766/1365)2 baş a olmak üze e son aki man ıkçıla ise Râzî’nin bu
eleş i ile ini ce aplamaya e bu eleş i ile i ka şılayabilmesi için İbn Sînâ’nın eo i-
sinde ge ekli gö dükle i değişiklikle i yapmaya çalışmışla dı . Râzî’nin bu konudaki
eleş i ile ini özellikle iki nok ada oplamak mümkündü : (i) Ma‘dûle öne mele in
ni eliği e (ii) olumsuz öne mele in a lıksal içe iği.
Bu iki so un sı asıyla çalışmamamızın üçüncü bölümünde ele alınacak ı . A aş-
ı mamız esasında İbn Sînâ son ası a ışmala ı ele alma niye inde olsa da ge ek İbn
Sînâ’nın gö üşle inin a ışmala ın odağında ye alması ge çeğinden ge ekse li e a-
ü de konuya ilişkin henüz ye e li çalışma bulunmadığı gözleminden ha eke le ilk
iki bölümü İbn Sînâ’nın ma‘dûle öne mele e a lıksal içe ik konusundaki gö üşle-
inin analizine ayı dık. Diğe a a an çalışmamızda konu edilecek so unla ı İslam
dünyasında kapsamlı bi şekilde ele alan ilk man ıkçı İkinci Öğ e men (Mu‘allim-i
Sânî) Fâ âbî’di (ö. 339/950). Bu nedenle özellikle İbn Sînâ ile a ala ında dikka e
değe bi ay ılık espi edebildiğimiz nok ala da Fâ âbî’ye de a ı a bulunacağız.
Öne menin doğ uluk değe i ile yakın ilişkisi nedeniyle man ık açısından son
de ece önemli olan böyle bi konuyu İslam man ık a ihinin İbn Sînâ son ası a -
1 So unun benze bi i adesi için bkz. John N. Keynes, S udies and Exe cises in Fo mal Logic (New Yo k:
Macmillan, 1900) 213.
2 Fah eddin e -Râzî ile ka ış ı ılmaması için makale boyunca Ku büddin e -Tah ânî’ye “Tah ânî” ola ak
a ı a bulunulacak ı . Onun bu şekilde adlandı ılmasının nedeniyle ilgili i aye le için bkz. Necmi
De in, “Ku büddin e -Râzî’nin Haya ı Ese le i e Felse i Gö üşle i” (Dok o a ezi, AÜ Sosyal Bilimle
Ens i üsü, 2008), 5.
Yusu Daşdemi , Ma‘dûle Öne mele de Va lıksal İçe ik So unu: Fah eddin e -Râzî-Ku büddin e -Tah ânî Ta ışması
79
ışmala ı üze inden ele alan bu çalışmamız, bu geleneğin içe isinde a klı sesle i
e yaklaşımla ı ba ındı an, canlı e ha eke li bi yapı olduğunu gös e meyi amaç-
lamak adı . Çalışmamızın konusunu eşkil eden so u e so unla üze ine yapılan
a aş ı mala ın son de ece sını lı olduğu düşünüldüğünde,3 çalışmamızın bu alan-
la daki bilimsel bi ikime ka kı sağlayacağı umulmak adı .
1. İbn Sînâ’da Ma‘dûle Öne mele
Ma‘dûle öne mele konusunun emelini A is o eles’in “beli siz isimle eo isi” eş-
kil ede . O, Yo um Üze ine II, 16a30-31’de kendisine olumsuzluk eda ı bi leşmiş
isimle den söz ede e bunla ı “beli siz isim (ónoma aó is on)” ola ak adlandı ı .
“İnsan-olmayan” e imiyle ö neklendi diği beli siz isimle ona gö e, ge çek anlam-
da bi isim olmadığı gibi, bu ka amı ek başına i ade edecek bi isim de yok u .
Bunla öne me gibi bileşik olmadığı için doğ u eya yanlış da olamaz.4 A is o e-
3 Bu konuda espi edebildiğimiz az sayıdaki a aş ı ma k onolojik sı a ile şunla dı : Ha y A. Wol son’ın
“In ini e and P i a i e Judgmen s in A is o le, A e oes and Kan ” (Philosophy and Phenomenological
Resea ch VIII/2 (1947): 173-187) başlıklı makalesi özellikle konunun A is o eles’ eki kaynakla ı
ile emel e imle in Yunanca e La ince ka şılıkla ını gös e mesi e oldukça e ken bi dönemde bu
so unla ı ele almış olması bakımından önemlidi . Yine Paul Thom’un so unu Fâ âbî özelinde inceleyen
makalesi de özellikle konuyu mode n man ık ya dımıyla izah e miş olması bakımından önemlidi . Bkz.
Paul Thom, “Al-Fā ābī on Inde ini e and P i a i e Names”, A abic Sciences and Philosophy 18 (2008): 193-
209. Necme in Pehli an’ın Klasik Man ık a Ma‘dûle Öne mele le Yapılan Çıka ımla (Anka a: İlâhiyâ
Yayınla ı, 2016) adlı çalışması konuyu oldukça ay ın ılı bi şekilde ele alan geniş çaplı bi a aş ı madı .
Gi iş kısmında ma‘dûle öne mele in me a izik a ışmala la olan ilgisinin e bu a ışmala daki
kullanım alanla ının gös e ilmesi çalışmanın en özgün a a ını oluş u mak adı . Fe uh Özpila cı’nın
Fâ âbî’nin Öne me Anlayışı (İs anbul: Li e a Yayınla ı, 2018) başlıklı çalışmasının beli siz isimle e
ma‘dûle öne mele le ilgili bölümle i de konuya ilişkin önemli bilgi e değe lendi mele içe mek edi .
4 K ş. İbn Sînâ, eş-Şi â; el-Man ık III: el-İbâ e, hk. M. Huzay î (Kahi e: el-Heyʾe ü’l-Mıs iyye ü’l-Âmme
li’ -Te’lî e’n-Neş , 1970), 12.9-13.6; Tü kçesi için bkz. İbn Sînâ, Yo um Üze ine, çe . Ö. Tü ke
(İs anbul: Li e a Yayınla ı, 2006), 12. A is o eles, yüklem eya konu ola ak beli siz bi isim içe en
öne mele e belli bi isim e memiş i . Ancak İskende A odisî (yak. III. yüzyıl) baş a olmak üze e
Yunan şâ ihle bu ü öne mele in A is o eles’in hale i Theoph as us (ö. MÖ yak. 287) a a ından
“değiş i ilmiş” anlamına p o asis ek me a eseōs eya ka a me a aesin ola ak adlandı ıldığını beli i le .
Bkz. Alexande o Aph odisias, On A is o le P io Analy ics 1.32-46, çe . I. Muelle (Lond a: Duckwo h,
2006), 93. Bu isimlendi me için o aya a ılan a klı ge ekçele e bunla a ilişkin kaynakla ın Yunanca
me in e İngilizce çe i ile i için bkz. William W. Fo enbaugh d., Theoph as us o E esus: Sou ces o His
Li e W i ings Though and In luence I, ed. & çe . W. W. Fo enbaugh d. (Leiden: B ill, 1992), 148-153. Bu
e im A apçaya ma‘dûle ola ak çe ilmiş e bu ü öne mele i i ade e mek üze e e imleşmiş i . Tespi
edebildiğimiz kada ıyla bu e imin eknik kullanımına ilişkin me cu en eski ö nekle Fâ âbî’nin Yo um
Üze ine şe hindeki kullanımla ıdı . Ancak Fâ âbî’nin ge ek ma‘dûl e ma‘dûle ge ekse bunla ın kökü olan
‘udûl e imle ini he hangi bi ge ekçe gös e meden e u a lı bi şekilde kullanması, kendisinden önce
bu e minolojinin ye leşmiş olduğunu gös e mek edi . Fâ âbî’nin bu kullanımla ı için bkz. ö neğin Ebû
Nas Fâ âbî, Şe hu’l-Fâ âbî li-Ki âbi A is û âlîs i’l-İbâ e, hk. W. Ku sch e S. Ma ow (Bey u : Dâ u’l-
Maş ik, 1971), 102 d. Fâ âbî’nin beli siz ka amla e yoksunluk ka amla ına ilişkin iki le inin
ay ın ılı bi analizi için bkz. Thom, “Al-Fā ābī on Inde ini e and P i a i e Names”, 193-209.
NAZARİYAT
80
les’in isimle için yap ığı bu asni i benimseyen Fâ âbî e İbn Sînâ, ma‘dûle öne -
mele i bu adan ha eke le anımla la . İbn Sînâ’ya gö e, “o halde, yüklemi beli siz
bi isim eya beli siz bi kelime olan öne me ma‘dûle e değişmiş (mü egayyi e) adı-
nı alı ”.5 Fâ âbi de benze anımla yapa .6 Ancak a ala ında beli siz ismin anlamı
ya da seman ik içe iği e dolayısıyla ma‘dûle öne mele in yo umu konusunda açık
bi ay ılık a dı . Bu ay ılık esas ola ak beli siz isimle in yokluk ya da yoksunluk
i ade edecek şekilde yo umlanması nok asında o aya çıka e aşağıda daha geniş
ele alacağımız üze e İbn Sînâ bu yo uma ka şıdı .
İbn Sînâ’ya gö e, öne menin en basi o mu ikili (sünâ’î) olması, yani bi konu
e yüklemden oluşmasıdı . Böyle bi öne mede bağ gizlenmiş du umdadı . Bağ
açık hale ge i ildiğinde öne me üçlü (sülâsî) olu . Üçlü bi öne meye olumsuzluk
iki şekilde ilişebili : bağdan önce ya da yüklemden önce. Bi inci du umda öne me
olumsuz olu , çünkü bağa ilişen olumsuzluk konu ile yüklem a asındaki ilişkiyi ne -
yede e dolayısıyla öne mede bu ikisi a asındaki ilişkinin yokluğuna hükmedilmiş
olu . İkinci du umda ise öne me olumlu kalmakla bi lik e yükleminde olumsuzluk
içe en bi öne me, yani ma‘dûle haline geli . Açıklamayı İbn Sînâ’nın ö nekle i üze-
inden sü dü ü sek:
Zeyd âdil değildi .
Zeyd âdil-olmayandı .
Bu iki öne mele den bi incisi olumsuz, ikincisi ma‘dûledi . Ma‘dûle öne mede
yüklem a ık âdilden iba e değildi . Yüklem, ‘udûl i ade eden olmayan (gay ) ekiy-
le bi lik e alınan âdil-olmayan ka amıdı . Dolayısıyla öncelikle ‘âdil’ kelimesinin
sonuna ‘olmayan’ eklene ek âdil-olmayan ka amı elde edilmiş e Zeyd konusuna
olumlu bi a zda yüklenmiş i . Bağa olumsuzluk eda ı iliş i e ek ma‘dûle öne me-
yi olumsuz yapmak e dolayısıyla âdil-olmayan anlamını konudan ne ye mek de
mümkündü : “Zeyd âdil-olmayan değildi .”7
Öne mede bağ gizlendiği e öne me ikili olduğunda A apçanın yapısı ge eği
öne menin basi olumsuz mu yoksa olumlu ma‘dûle mi olduğunu espi e mek
mümkün değildi . İbn Sînâ’ya gö e, özellikle iil olması halinde yükleme ilişen
5 İbn Sînâ, el-İbâ e, 78.10-11; Yo um Üze ine, 72. Makale boyunca bü ün çe i ile aksi beli ilmediği
sü ece makalenin yaza ına ai i .
6 Fâ âbî, “Ki âbu’l-İbâ e”, el-Man ık inde’l-Fâ âbî I, hk. R. Acem (Bey u : Dâ u’l-Maş ik, 1985), 148;
Fâ âbî, Şe hu’l-Fâ âbî, 106.
7 İbn Sînâ, el-İbâ e, 77.16-78.10; Yo um Üze ine, 71-72. Ay ıca bkz. İbn Sînâ, Ki âbu’n-Necâ , hk. M.
Fah î (Bey u : Dâ u’l-Â âkı’l-Cedîde, 1982), 54-55.

Yusu Daşdemi , Ma‘dûle Öne mele de Va lıksal İçe ik So unu: Fah eddin e -Râzî-Ku büddin e -Tah ânî Ta ışması
81
olumsuzluk eda ının yüklemi ne ye iğine e öne meyi olumsuza dönüş ü düğüne
ilişkin ku e li bi zan oluşu . Yüklem isim olduğunda ise, İbn Sînâ’ya gö e, A apça
leyse eda ı daha ziyade öne meyi olumsuz yapmak için, gay eda ı ise ma‘dûle yap-
mak için kullanılı .8
Ma‘dûle öne mele le yakından ilişkili olan diğe bi öne me ü ü de yoksunluk
öne mele idi (kazâyâ ademiyye). Bu ü öne mele i İbn Sînâ kısaca “yüklemi, bi
konuda eya onun ü ü yahu cinsinde olması ge eken bi şeyin yokluğuna delale
eden öne mele ” şeklinde anımla .9 İbn Sînâ, yaygın (meşhû ) olan gö üşün bu ü
öne mele i “yüklemi, iki mü ekabilden zayı olana delale eden öne mele ” ola ak
a i e mek olduğunu beli i , ancak ona gö e doğ u olan yuka ıda e diğimiz a-
nımdı . Bu gö üşüyle de o, ge ek kendisinin i ade e iği yaygın anlayış an ge ekse
Fâ âbî gibi önemli bi sele inden ay ılmış gö ünmek edi . Çünkü Fâ âbî, yoksunluk
öne mele inin a klı yo umla ını sı aladık an son a yaygın gö üşü kabul e mek e
bi sakınca gö mez: “Yoksunluk öne mele ini, şâ ihle in yoksunluk öne mesi ola-
ak adlandı dığı şekilde alalım. [Buna gö e] bunla , yüklemi iki zı an zayı olana
delale eden öne mele di .”10
Demek ki, yoksunluk öne mele ini anımak için öncelikle yoksunluk i ade eden
e imle in nele olduğunu anlamamız ge ekmek edi . Ka ego ile VII.1’de bi konuya
aynı anda aynı yönden yüklenmesi mümkün olmayan ka şılıklı (mü ekâbil) ka am
ü le ini saya ken İbn Sînâ gö eli, ka şı , olumlu-olumsuz ka am çi le ini ele alı
e a dından sahiplik-yoksunluk ka am çi le ini de bu üçüne ila e ede . Ona gö e,
bazı ka şılıklı ka am ü le inde konunun bi yüklem ile onun mü ekabili a asında
gidip gelmesi, başka bi i adeyle konunun iki mü ekabil yüklemin he bi inden di-
ğe ine in ikal e mesi mümkündü . Ancak bazıla ında bu mümkün olmaz ki, sahip-
lik-yoksunluk ilişkisi bu ü den bi ilişkidi . İbn Sînâ, yoksunluğun a klı anlamla ını
sı aladık an son a Ka ego ile ki abında esas alınan anlamı şöyle izah ede :
[M1] Bu ada kas edilen yokluk, [olması ge eken] aki e sahipliğin o adan kalkması,
yani iilin kendisiyle mümkün olduğu ku enin yokluğudu . Çünkü [bu du umda] konu
ku eden mah um olacak e a ık yokluğun, sözgelimi kö lüğün o adan kalkması
mümkün olmayacak ı . Hâlbuki sahiplik yokluğa dönüşebilmek edi . İş e bu, Ka ego i-
le ’de açıklanan yoksunluk ekabülüdü .11
8 İbn Sînâ, el-İbâ e, 78.14-79.10; Yo um Üze ine, 72.
9 İbn Sînâ, en-Necâ , 55.
10 Fâ âbî, Şe hu’l-Fâ âbî, 108-109.
11 İbn Sînâ, eş-Şi â, el-Man ık II: el-Mekûlâ , hk. G. Ana â î d. (Kahi e: el-Hey’e ü’l-Âmme li-Şuûni’l-Me âbi‘
el-Emî iyye, 1959), 247.3-7; Tü kçesi için bkz. İbn Sînâ, Ka ego ile , çe . M. Maci (İs anbul: Li e a
NAZARİYAT
82
Bu me inde İbn Sînâ’nın man ıksal anlamıyla yoksunluğu, iilin bi kez daha
o aya çıkmasını imkânsız kılacak şekilde ku enin o adan kalkması ola ak kabul
e iği anlaşılmak adı . Dolayısıyla sahiplik bi kez yoksunluğa dönüş üğünde ku e
amamen o adan kalkmış olacağından bu konunun a ık sahipliğe ge i dönmesi
mümkün değildi . Diğe a a an kendisinde ku enin hiçbi zaman ya da doğal
ola ak me cu olmadığı bi a lık an söz ede ken bu ku enin yokluğu anlamında
bi yoksunluk an bahse mek de mümkün olmayacak ı . Sözgelimi, İbn Sînâ’nın ö -
neğiyle,12 du a ın gö memesi anlamında bi yoksunluk söz konusu değildi ; çünkü
du a da doğal ola ak gö me ku esi yok u e bunun yoksunluk olması da düşü-
nülemez. Bu açıklamala ına dayana ak İbn Sînâ’nın, A is o eles’in Ka ego ile ’de
(12a30-32) koyduğu şu ilkeyi benimsediğini düşünebili iz: “Biz, bi ye iye sahip
olma imkânı bulunan bi şeyin, ona doğal ola ak sahip olması ge eken zamanda
onda doğası ge eği bulunması ge eken o şeyden amamen mah um olduğunda on-
dan yoksun olduğunu söyle iz.” İş e yüklem ola ak böyle bi yoksunluk ka amını
ba ındı an öne me de yoksunluk öne mesi ola ak adlandı ılacak ı .
Yuka ıda işa e e iğimiz üze e, beli siz isimle in yo umu e dolayısıyla ma‘dû-
le öne mele in yoksunluk öne mele iyle ilişkisi konusunda Fâ âbî ile İbn Sînâ a a-
sında önemli bi anlaşmazlık a dı . A is o eles’in, beli siz iille in me cu olan e
olmayan konula hakkında doğ u olabileceği yönündeki (Yo um Üze ine 16b15-16)
sözle ini şe h ede ken Fâ âbî, kendisinden önceki şâ ihle in bu cümleyi li e al anla-
mıyla aldığını beli i . Ona gö e, şâ ihle in amamı insan-olmayan e imi a olsun
ya da olmasın insan-olmayan he şeye doğ u ola ak yüklenebileceği düşüncesin-
dedi .13 Ancak Fâ âbî bu yo uma i i az ede ek beli siz isim e iille in bi yokluğa
delale e iğini e bunun da Ka ego ile ’de izah edilen e melekenin zıddı olan yok-
Yayınla ı, 2010), 234. Yoksunluğun a klı anlamla ı için ay ıca bkz. İbn Sînâ, eş-Şi â, el-İlâhiyyâ II, hk.
G. Ana â î e S. Zâyid (Kahi e: el-Hey’e ü’l-Âmme li-Şuûni’l-Me âbi‘ el-Emî iyye, 1960), 304.17-305.9.
K ş. A is o eles, Me a izik V, 1022b22- 1023a7. İlâhiyâ ’ a İbn Sînâ, A is o eles’in Me a izik’ e bahse iği
yoksunluğun a klı anlamla ını ne edeyse aynı şekilde ek a e iği halde bu iki me in a asında anlamlı
bi a k a dı : İbn Sînâ, A is o eles’in son adan “al a yoksunluk ka amla ı” ola ak isimlendi ilecek olan
e Yunanca al a olumsuzluk ön-ekiyle yapılan ö nekle inden hiç söz e mez. Yapısı ge eği A apçada insan-
olmayan gibi beli siz ka amla ile bölünemez, eşi siz b. gibi al a yoksunluk ka amla ı a asında bi ay ım
yapmak mümkün olmadığından, bu ikinci ka am çeşidinin A apça else e e man ık ese le inde amamen
göz a dı edildiği eya beli siz ka amla la bi lik e ele alındığı anlaşılmak adı . Diğe a a an Wol son,
İslam man ıkçıla ında bu ü ka amla ın yüklem olduğu öne mele in basi olumsuz öne mele le
bi lik e düşünüldüğünü i ade ede . Bkz. Wol son, “In ini e and P i a i e Judgmen s”, 184; S ama ios
Ge ogio gakis, “P i a ions, Nega ions and he Squa e; Basic Elemen s o a Logic o P i a ions”, A ound
and Beyond he Squa e o Opposi ion, ed. J-.Y. Béziau e D. Jacque e (Basel: Sp inge , 2012), 230.
12 İbn Sînâ, el-İlâhiyyâ II, 305.1.
13 Şâ ihle in bu yo umu konusunda bkz. Richa d So abji, The Philosophy o he Commen a o s, 200-600 AD
A Sou cebook III: Logic and Me aphysics (Lond a: B is ol Classical P ess, 2012), 288-289.
Yusu Daşdemi , Ma‘dûle Öne mele de Va lıksal İçe ik So unu: Fah eddin e -Râzî-Ku büddin e -Tah ânî Ta ışması
83
sunluk olduğunu beli i : “He iki beli sizin [beli siz isim e iil] delale e iği bu
anlam, Ka ego ile ’de açıklanan yoksunluk u . Bu da bi şeyin bulunması ge eken
bi konuda me cu olmamasıdı .”14 Buna binâen, Fâ âbî’ye gö e, gö ü -olmayan ile
kö e imle i a asında bi a k yok u , bu ikisi özdeş i . Buna ka şılık İbn Sînâ bu iki
ka amın özdeşliğini kabul e mez e dolayısıyla ma‘dûle öne mele e yoksunluk
öne mele inin özdeş gö ülmesini de eleş i i . Ona gö e, ma‘dûle oluş öne menin
o muyla ( e’lî ) ilgilidi e yükleminde “-olmayan” eki bulunan bü ün öne mele
ma‘dûledi . Öne menin maddesi e ni eliği ise a klı bi konudu . Ma‘dûle öne -
mele yoksunluk öne mesi gibi yo umlandığı akdi de aşağıdaki kıyasın geçe liliği
a ışmalı hale gelecek i :
[K1] Bi konuda me cu -olmayan he şey ce he di .
Bü ün cisimle bi konuda me cu -olmayandı .
O halde, bü ün cisimle ce he di .
İbn Sînâ’ya gö e, bu geçe li bi kıyas ı . Hâlbuki “bi konuda me cu -olmayan”
e imi yoksunluk i ade e mez, çünkü ce he in bi cinsi olmaması hasebiyle ce he-
in cinsinde a olan, aka ce he de olmayan bi ni eliğe delale e memek edi .15
Demek ki, beli siz e imle i yoksunluk e imle iyle eya ma‘dûle öne mele i yok-
sunluk öne mele iyle ka ış ı mak doğ u değildi , çünkü bunla dan ilki öne menin
o mu, ikincisi ise maddesi e içe iği ile ilgilidi .
el-İşâ â e’ - enbîhâ ’ a ise İbn Sînâ, yuka ıda ilk ipuçla ını e diği o melci a -
ı bi son aki aşamasına aşı e yoksunluk öne mele ini ay ı bi ka ego i ola ak
ele almadığı gibi şu sözle iyle ma‘dûle-yoksunluk öne mesi ay ımını man ıkçı için
ge eksiz bi konu ola ak değe lendi diğini gös e i :
[M2] Ma‘dûlenin, melekenin ka şı ı olan yokluğa mı yoksa başka bi anlama mı delale
e iği, bu bağlamda gö ü -olmayanın sadece kö e mi yoksa gö me ye eneğini kaybe miş
he hangi bi hay ana mı (is e se bu onun doğasının ge eği olsun) yahu bundan daha
genel bi anlama mı delale e iği konusuna geli sek, bunun açıklaması man ıkçıya düş-
mez. Bilakis he bi dile gö e dilcile in açıklaması ge eki .16
14 Fâ âbî, Şe hu’l-Fâ âbî, 108-109. Pehli an, ma‘dûle öne mele in on olojik emelini yokluk düşüncesi
üze ine bina ede . Bu yaklaşım Fâ âbî e onun gibi düşünenle açısından doğ u kabul edilebili se de
İslam man ık geleneğinin en önemli isminin, İbn Sînâ’nın buna ka şı olduğunu kabul e mek ge eki .
Bkz. Pehli an, Ma‘dûle Öne mele le Yapılan Çıka ımla , 11-76.
15 İbn Sînâ, el-İbâ e, 81.10-82.9; Yo um Üze ine, 74-75. İbn Sînâ, Necâ ’ a da ma‘dûle öne mele in yokluk
öne mele iyle ka ış ı ılmaması ge ek iği konusunda oldukça açık ı . Bkz. en-Necâ , 54.
16 İbn Sînâ, el-İşâ â e’ - enbîhâ I, hk. S. Dünyâ (Kâhi e: Dâ u’l-Ma‘â i , .y.), 243. Bu konuda dille
a asındaki a klılıkla a ilişkin İbn Sînâ’nın düşüncesi için bkz. el-İbâ e, 20.1-10; Yo um Üze ine, 18-19.
NAZARİYAT
84
Öncelikle bu ada İbn Sînâ ma‘dûle öne mele in yo umu konusunda üç ay ı
yaklaşıma dikka çekmek edi . Bunla dan ilk ikisi ma‘dûle öne mele i, yoksunluk
öne mesi ola ak yo umlayan anlayışa; sonuncusu ise bu iki öne me ü ünü özdeş
kabul e meyen yo uma dayanmak adı :
1. Bu öne mele konunun doğası ge eği sahip olması ge eken bi ni elik en
yoksun olmasını i ade ede .
2. Daha geniş bi yo uma gö e bu öne mele konunun kendi doğası ge eği değil,
aka ü ü e cinsinin doğası ge eği sahip olması beklenen bi ni elik en yoksun
olmasını i ade ede .
3. Bu ikisinden daha geniş bi yo uma gö e, ma‘dûlele yoksunluk öne mesin-
den daha geneldi ; sözgelimi gö me ne ü ünde ne de cinsinde bulunan bi konu
ola ak du a için bile gö ü -olmayan yüklemi düşünülebili .
Ancak İbn Sînâ bu a ışmanın man ıkçının gö e i olmadığını beli i . Şi â e
Necâ ’ an İşâ â ’a geçe ken gös e diği bu a ı değişikliğinin nedenini onun man-
ığa ilişkin genel yaklaşımında gö ülen değişimde a amak yanlış olmayacak ı . İbn
Sînâ, man ığın o mel bi disiplin olması ge ek iği düşüncesindedi e büyük ölçüde
A is o eles şâ ihle i elinde şekillenen man ık külliya ı içe isindeki o ma ai olma-
yan unsu la dan aha sızdı . Bunu Ka ego ile ki abının başında bu ki abın aslında
man ık disiplini içe isinde ele alınmasını doğ u bulmadığı yönündeki eleş i ile iy-
le açıkça i ade ede ;17 ni ekim İşâ â ’ a ka ego ile konusunu man ık an çıka ı . Bu
bağlamda sahiplik-yoksunluk ka ego ile inin de ge ek A is o eles ge ekse İbn Sînâ
a a ından Ka ego ile ki abında ele alınan bi konu olduğunu da kayde mek ge eki .
Ay ıca yuka ıda da i ade e iğimiz gibi, İbn Sînâ’nın, öne menin ma‘dûle olma-
sını o ma, yoksunluk i ade e mesini ise içe iğe ilişkin bi husus ola ak gö düğü
anlaşılmak adı . Bu nedenle o ma ai bi mesele olan ma‘dûle oluşu İşâ â ’ a a -
ışmış, ancak bunun içe ik e anlamla ilgili a a ını man ıkçı ola ak a ışma ih-
iyacı hisse memiş i . Onun yuka ıdaki me nin hemen de amındaki cümlele i de
bu yo umu haklı çıka ı gö ünmek edi : “Bilakis man ıkçıya ge eken olumsuzluk
eda ının bağdan son a gelmesi eya ne şekilde olu sa olsun ona ilişmesi du umun-
da öne menin –doğ u olsun yanlış olsun– olumlu bi öne me olacağını espi e -
mesidi .”18 Gö üldüğü gibi bi man ıkçı ola ak İbn Sînâ’yı ilgilendi en öne menin
o muna ilişkin özellikle idi .
17 İbn Sînâ, el-Mekûlâ , 4.15-5.18; Ka ego ile , 3-4.
18 İbn Sînâ, el-İşâ â I, 244.
Yusu Daşdemi , Ma‘dûle Öne mele de Va lıksal İçe ik So unu: Fah eddin e -Râzî-Ku büddin e -Tah ânî Ta ışması
91
i şa ı dışında bi a k daha kabul e mek edi . Ona gö e, olumsuz basi öne me
doğ uluk bakımından ma‘dûleden daha geneldi , çünkü ma‘dûle yokluk i ade e iği
için sadece bu yokluğun melekesine sahip olması beklenen konula a yüklenebili .
Bu anlamda ö neğin bilgili-olmayan yüklemi, cahille aynı anlama geli e sadece
bilgili olma ye eneği olan insana olumlu ola ak yüklenebili . Hâlbuki olumsuz öne -
mede böyle bi kısı lama yok u .39 İbn Sînâ ise bu düşünceyi kabul e mez e isim
e meden Fâ âbî’yi eleş i i . Ona gö e, olumsuz basi öne menin olumlu ma‘dûle-
den daha genel olduğu doğ u olsa da bu iki öne me o mu a asında anlam bakımın-
dan i şa ı dışında bi a k a amak doğ u değildi .40
Meselenin İbn Sînâ a a ından ne şekilde gö üldüğüne ilişkin bu emel açıkla-
mala dan son a Fah eddin e -Râzî’nin eleş i ile ini e Ku büddin e -Tah ânî a a-
ından bunla a e ilen ce apla ı a ışmaya geçebili iz.
3. Fah eddin e -Râzî-Ku büddin e -Tah ânî Ta ışması
On üçüncü yüzyılın e kili kelâmcı- ilozo u Fah eddin e -Râzî aynı zamanda İbn
Sînâ’nın İşâ â ’ına yazılan en önemli iki şe h en bi inin de sahibidi . Bu şe hinde
ge ekli gö düğü ye le de İbn Sînâ’nın iki le ini eleş i mek en e kendi gö üşle ini
ile i sü mek en çekinmemiş, bu nedenle de Nasî üddin e -Tûsî (ö. 672/1274) a a-
ından şe hinin bi şe h olmak an ziyade ce h olduğu eleş i isine ma uz kalmış ı .41
Yine bu ü eleş i ile i nedeniyle Nicholas Resche gibi İslam man ık a ihi a aş ı -
macıla ı Râzî’yi İbn Sînâcı yaklaşıma bi epki ola ak oluşan Ba ı ekolü içe isinde
konumlandı mayı e bu ekolün on üçüncü yüzyıldaki en önemli emsilcisi ola ak
kayde meyi e cih e miş i .42 Çalışmanın konusunu oluş u an ma‘dûle öne mele de
i meselesi de Râzî’nin İbn Sînâ’ya ka şı eleş i el bi konum aldığı hususla dan bi-
idi . Muh emelen Râzî’nin pek çok eleş i isine ce ap e en Tûsî’nin ma‘dûle öne -
mele konusundakile i a ışmaya ge ek bile gö memesi43 üze ine, bunla ı ce apla-
39 Fâ âbî, “Ki âbu’l-İbâ e”, 148. Ay ıca bkz. Thom, “Al-Fā ābī on Inde ini e and P i a i e Names”, 194-
195.
40 İbn Sînâ, el-İbâ e, 81.5-15; Yo um Üze ine, 74.
41 Nasî üddin e -Tûsî, “Şe hu’l-İşâ â e’ - enbîhâ ”, el-İşâ â e’ - enbîhâ , hk. S. Dünyâ (Kâhi e: Dâ u’l-
Ma‘â i , .y.), I, 112.
42 Nicholas Resche , The De elopmen o A abic Logic (Pi sbu gh: Uni e si y o Pi sbu gh P ess, 1964),
66-67.
43 “Büyük şâ ihin [Râzî] bu konuda ge i diği eleş i ile , bu açıklamala a za a e mediği gibi aksine boş
i i az e üze inde anlaşılmış esasla a dayanmayan delille olduğundan e bunla la uğ aşmak sözü
uza maya yol açacağı halde he hangi bi ayda sağlamayacağından, bu eleş i ile i gö mezden geldik.”
Tûsî, “Şe hu’l-İşâ â ”, I, 245.

NAZARİYAT
92
ma işini on dö düncü yüzyılın en önemli e e kili man ıkçısı Ku büddin e -Tah ânî
üze ine almış ı .44 Özellikle man ıkçılığıyla ön plana çıkan Tah ânî, İbn Sînâ’nın
İşâ â ’ına yazdığı şe hle Râzî, Âmidî, Tûsî e diğe isimle le sü üp gelen bu zinci in
de bi halkasını oluş u muş u .45
Ma‘dûle öne mele de i konusunda İbn Sînâ’ya yönelik eleş i ile ine geçmeden
önce Râzî’nin bu ü öne mele i ne şekilde yo umladığını ele almamız ge ekmek e-
di . Râzî’ye gö e, ma‘dûle öne mele in anımı konusunda iki a klı yaklaşım a dı .
Bunla dan bi incisine gö e, (i) bu öne mele abia ı ge eği bi konuda a olması ge-
eken bi ni eliğin yokluğuna delale eden öne mele di e sözgelimi, gö ü -olma-
yan beli siz e imi âmâ ile aynı anlama geli . Gö me ye isi bi melekedi e doğası
ge eği bulunması ge eken bi konuda bulunmaması anlamında yokluğu da mele-
kenin ka şı ı olan yokluk u . (ii) İkinci gö üş ise ma‘dûle e imle i bi inciden daha
genel anlamda yo umla . Bu yo uma gö e, bu e imle sadece bi eysel doğası değil,
aynı zamanda ü sel ya da cinssel doğası ge eği bi konuda bulunması beklenen
bi ni eliğin bulunmamasını i ade ede . Ö neğin, kös ebek gibi gö me özelliğinin
yokluğu doğasının bi pa çası olan bi hay anı ele aldığımızda “Kös ebek gö ü -ol-
mayandı ” öne mesi bi inci yo uma gö e yanlış iken, ikinci yo uma gö e doğ udu .
Çünkü gö me özelliği he ne kada kös ebek ü ü için olmasa da cinsi, yani hay an
için doğal ola ak bulunmak du umunda olan bi özellik i . Râzî, ikinci yaklaşımı be-
nimseyenle içe isinde sadece yakın cinsinden değil, uzak cinsinden dolayı konuya
yüklenebilecek ni elikle in yokluğunu da ma‘dûle öne mele kapsamında değe len-
di enle olduğunu beli i .46
İbn Sînâ’nın İşâ â ’ a ma‘dûle öne mele in anımı konusunda “bundan daha
genel bi anlama mı” diye ek işa e e iği (bkz. [M2]) daha geniş ma‘dûle yo umu-
nu Râzî, yuka ıdaki ikinci yaklaşımla e si ede . Başka bi deyişle Râzî’ye gö e, bu
i adeyle İbn Sînâ, ü ünün yahu yakın eya uzak cinsinin doğası ge eği olması
beklenen bi özelliğin belli bi konuda me cu olmamasını i ade eden öne menin
ma‘dûle olacağını sa unan yaklaşımı kas e miş i . Dolayısıyla Râzî’nin ma‘dûle
44 Râzî’nin bu konudaki eleş i ile ine ilk ce ap Sey eddin el-Âmidî’den gelmiş i . Aşağıda ye i geldikçe
değinileceği üze e bu ce apla Tah ânî üze inde de e kili olmuş gö ünmek edi . Bkz. Sey eddin el-
Âmidî, Keş ü’ - em îhâ î şe hi’ -Râzî ale’l-İşâ â e’ - enbîhâ , hk. A. F. Mezîdî (Bey u : Dâ u’l-Kü übi’l-
İlmiyye, 2013), 80-81.
45 Tah ânî’nin İşâ â şe hini yazma nedenine dai bi anekdo için bkz. Kâ ib Çelebi, Keş el-Zunun, nş . M.
Ş. Yal kaya e Kilisli R. Bilge (İs anbul: Maa i Ma baası, 1941), 95.
46 Fah eddin e -Râzî, Şe hu’l-İşâ â e’ - enbîhâ , hk. A. R. Nece zâde (Tah an: Encümen-i Âsâ e
Me âhi -i Fe hengî, 1384), I, 155-156.
Yusu Daşdemi , Ma‘dûle Öne mele de Va lıksal İçe ik So unu: Fah eddin e -Râzî-Ku büddin e -Tah ânî Ta ışması
93
öne me yo umla ı, bi i diğe inden daha genel de olsa, bu ü öne mele i yoksunluk
öne mesi ola ak yo umlama eğilimi aşı . Ancak yuka ıda [M2]’yi yo umla ken de
beli iğim gibi, İbn Sînâ’nın söz konusu me inde “bundan daha genel bi anlam”
de ken ma‘dûlele in yoksunluk öne mele inden daha geniş ola ak yo umlanmasını
e bu anlamda “Du a gö ü -olmayandı ” öne mesini doğ u kabul eden yaklaşıma
işa e e iğini düşünüyo um. Ni ekim onun İşâ â ’ a öne menin o mel özellikle-
ini ön plana çıka a ak yüklemi beli siz bi e im olan bü ün öne mele i ma‘dûle
kabul e iğini yuka ıda beli miş ik.
Râzî, ma‘dûlenin anımına ilişkin yuka ıdaki iki yaklaşımı da değişik a güman-
la la çü ü meye çalışı . Buna gö e, (i) yanlış ı , çünkü A is o eles eleğin ne ha i ne
de ağı olduğunu ispa ede ken şöyle bi kıyasa baş u muş u :
[K2] Ne me kezden dışa ı doğ u ne de me keze doğ u ha eke eden he şey ne ağı ne
ha i i .
Felek ne me kezden dışa ı doğ u ne de me keze doğ u ha eke ede .
O halde, elek ne ha i ne de ağı dı .47
Râzî’ye gö e, bu kıyas a öncülle olumsuz değildi , çünkü iki olumsuzdan sonuç
çıkmaz. Faka öncülle de olumsuzluk eda ı olduğuna gö e (ne/ne de) demek ki ön-
cülle ma‘dûledi . Oysa bu öncülle in yüklemle inin elekle hakkında sabi olması
düşünülemez. Bu du umda bi inci yo um, yani ma‘dûlenin melekenin yokluğu an-
lamındaki yokluğa işa e e iği düşüncesi yanlış ı .48
Râzî, yuka ıdaki ikinci yaklaşımı (ii) da yine bi kıyas ö neğiyle yanlışlamaya
çalışı :
[K3] Ce he -olmayan he şey a azdı .
Siyahlık ce he -olmayandı .
O halde, siyahlık a azdı .
Bu kıyas a da siyahlık özelliğinin ce he in ü ü eya cinsi için yüklem olması
düşünülemez, çünkü ce he in ü ü eya cinsi yok u .49 Dolayısıyla ma‘dûlenin ko-
nunun ü ünde eya cinsinde bulunması ge eken bi özelliğe delale e iği düşün-
cesi de yanlış ı .
47 Râzî’nin bu kıyas a İslam man ıkçıla ının genel uygulamasına aykı ı ola ak önce büyük öncülü son a
küçük öncülü e diğine dikka edilmelidi .
48 Râzî, Şe hu’l-İşâ â , I, 157-158.
49 Râzî, Şe hu’l-İşâ â , I, 158.
NAZARİYAT
94
Gö üldüğü gibi Râzî ma‘dûlenin he iki yo umunu da eleş i i , ancak bunu ya-
pa ken kendi düşüncesini o aya koyma ge eği de duymaz. Bu nedenle bu a güman-
la Râzî’nin kendi düşüncesini yansı mak an ziyade İbn Sînâ’nın i adele ini yo um-
lamak açısından o aya konmuş izlenimi e mek edi . Ni ekim man ık alanında en
önemli ese le inden bi i olan Mülahhas’ a Râzî ma‘dûle öne meyi bi inci yaklaşıma
e Fâ âbî’nin anımına yakın bi şekilde anımla : “Ma‘dûle, abia ı ge eği o aki e
konuda a olması ge eken bi şeyin onda yokluğuna hükmedilen öne medi .”50 Do-
layısıyla Râzî’nin yuka ıdaki bi inci yaklaşımı benimsediğini düşünmek daha ma-
kul gö ünmek edi . Bununla bi lik e Râzî, yine İşâ â şe hinde şöyle söyle :
[M8] De iz ki, udûlün yoksunlukla ilgili bi şeye (ademî), bi anlama delale e mesi ge-
ekli değildi , çünkü “Zeyd kö -olmayandı ” dediğimizde, kö -olmayan olumsuz bi an-
lama (ma‘nen selbî) delale e mediği halde, öne me olumlu ma‘dûle olu .51
Dikka edili se bu ada öne menin amamen o mel özellikle i dikka e alın-
mış e buna gö e ma‘dûle olup olmadığı beli lenmiş i . Şaye bu me nin Râzî’nin
kendi gö üşünü yansı ığı kabul edili se, onun İşâ â şe hi ile Mülahhas’ a çelişik
gö üşle sa unduğunu düşünmemiz ge ekecek i . el-Âyâ ü’l-beyyinâ gibi eli bi
ese inde ma‘dûle öne meyi “içe isinde olumsuzluk eda ının yüklemin, konunun
eya he ikisinin bi pa çası yapıldığı öne me”52 ola ak anımladığını göz önünde
bulundu u sak Râzî’nin ma‘dûle öne me anlayışı konusunda kesin bi sonuca a -
manın zo luğu daha iyi anlaşılacak ı . Bu iki cikli a ıyla, yani a klı ese le inde
ma‘dûle öne meyi yoksunluk öne mele iyle ilişkilendi en e ilişkilendi meyen iki
yo um a asında gidip gelmesi bağlamında Râzî, bu konuda bi geçiş nok asında du-
uyo gibi gö ünmek edi . Çünkü İbn Sînâ ile Râzî a asındaki man ıkçıla genellikle
İbn Sînâ’nın İşâ â ’ aki yaklaşımını akip ede ek ma‘dûleyi o mel özellikle i, yani
yükleminde olumsuzluk eda ı bulunmasıyla anımla ken53 Râzî son ası İslam man-
ıkçıla ı büyük o anda Fâ âbîci anlayışı benimsemiş e bu öne mele i doğ udan
yoksunluk öne mesiyle özdeş kabul e meye başlamışla dı .
Tespi edebildiğimiz kada ıyla bu değişimi ya da İbn Sînâcı o mel yo umdan
Fâ âbîci anlayışa ge i dönüşü kesin bi a ı la sa unan ilk man ıkçı Hûnecî’di (ö.
50 Fah eddin e -Râzî, Man ıku’l-Mülahhas, hk. A. F. Ka amelikî e Â. Asga înejâd (Tah an: Dânişgâh-ı
İmâm Sâdık, 1381), 137-138.
51 Râzî, Şe hu’l-İşâ â , I, 157.
52 Bkz. İbn Ebi’l-Hadîd Medâinî, Şe hu’l-Âyâ i’l-beyyinâ , hk. M. Ceblî (Bey u : Dâ Sâdi , 1996), 134.
53 Ö nek ola ak bkz. Behmenyâ b. Me zubân, e -Tahsîl, hk. M. Mu ahha î (Tah an: İn işâ â -ı Dânişgâh-ı
Tah ân, 1375), 54; İbn Sehlân Sâ î, el-Besâi u’n-Nasî iyye î ilmi’l-man ık, hk. R. Acem (Bey u : Dâ u’l-
Fik i’l-Lübnânî, 1993), 104.
Yusu Daşdemi , Ma‘dûle Öne mele de Va lıksal İçe ik So unu: Fah eddin e -Râzî-Ku büddin e -Tah ânî Ta ışması
95
646/1248). Keş ü’l-es â ’da Hûnecî, “öne menin yüklemi a lığa ilişkin ( ücûdî) olu -
sa, bağ is e olumlu is e olumsuz olsun öne me ‘beli li (muhassala)’ ola ak adlandı ı-
lı . Yüklem yokluğa ilişkin (ademî) olduğunda ise öne me ‘ma‘dûle’, ‘değişmiş (mü e-
gayyi e)’ e ‘beli siz (gay -i muhassala)’ ola ak isimlendi ili ”
54
diye ek ma‘dûle öne -
mele in yok(sun)luk öne mele i ola ak yo umlanması e yoksunluk öne mele inin
amamen li e a ü den çıkması yolunda oldukça sağlam e e kili bi adım a mış ı .
Böylece Ebhe î (ö. 663/1265),
55
U me î (ö. 682/1283),
56
Şemsüddin es-Seme kandî
(ö. 702/1303),
57
Allâme Hillî (ö. 726/1325),
58
Ali Kuşçu (ö. 879/1474)
59
e Zeke iyyâ
el-Ensâ î (ö. 926/1520)
60
gibi Hûnecî son ası dönemin önemli man ıkçıla ı ma‘dû-
le öne meyi “yüklemi yokluğa ilişkin (ademî) olan öne me” ola ak anımlamışla dı .
Ancak Tûsî e onu akip eden bi kaç man ıkçıyı, ö neğin Kâ ibî’yi (ö. 675/1277),
61
bu konuda a klı bi ye e koymak ge eki . Tûsî, Tec îdü’l-akâ’id dışındaki ese le inde
62
İbn Sînâ’nın İşâ â ’ a o aya koyduğu a ı sü dü müş e ma‘dûle öne meyi yüklemi-
nin o mel yapısı, yani olumsuzluk eda ı içe mesi bakımından anımlamış ı .
63
An-
cak yuka ıdaki Hillî ö neğinden de anlaşılacağı üze e son aki dönemle de Tûsî’nin
şâ ihle i dahi bu yaklaşımı e k e mişle di . Bu konuda is isnai bi isim Te âzânî’di
(ö. 792/1390). Te âzânî hem ma‘dûleyi olumsuzluk eda ı içe mesiyle anımla hem
de ma‘dûlede yok(sun)luk anlamının bulunmadığını özellikle u gula .
64
54 Hûnecî, Keş ü’l-es â an ga âmizi’l-e kâ , hk. H. Ru eyhib (Tah an: Müessese-i Pejûheşî Hikme e
Felse e-i Î ân, 1389), 86.
55 Esî üddin el-Ebhe î, Keş ü’l-hakâik î ah î i’d-dakâik, Süleymaniye Kü üphanesi, Ayaso ya 2453, . 19.
Bununla bi lik e Ebhe î Tenzîlü’l-e kâ ’da ma‘dûlenin o mel anımını kullanı : “Öne menin yüklemine
olumsuzluk eda ı e başka bi la ızdan oluşan bi la ızla delale ediliyo sa öne me ma‘dûle ola ak
adlandı ılı .” Bkz. Tenzîlü’l-e kâ î a‘dîli’l-es â , Süleymaniye Kü üphanesi, Laleli 2562, . 10.
56 Bkz. Hasan Akkana , “Kadı Si âceddin el-Ü me î e Me âliu’l-En â (Tahkik, Çe i i, İnceleme)”
(Dok o a ezi, AÜ Sosyal Bilimle Ens i üsü, 2006), I, 31.
57 Şemsüddin es-Seme kandî, Kıs âsu’l-E kâ : Düşüncenin Kıs ası, hk. e çe . N. Pehli an (İs anbul:
Tü kiye Yazma Ese le Ku umu Başkanlığı Yayınla ı, 2014), 196.
58 Allâme Hillî, el-Ce he ü’n-nadîd şe hu man ıkı’ -Tec îd, hk. M. Bidâ u (Kum: İn işâ â -ı Bîdâ , 1435), 94.
59 Ali Kuşçu, Şe hu Tec îdi’l-akâ’id, hk. M. H. Zi âî Rızâî (Kum: Râyid, 1393), 545.
60 Zeke iyyâ Ensâ î, el-Mu ala‘ alâ me ni Îsâgûcî (Mısı : Mus a a el-Bânî el-Halebî e E lâduh, .y.), 41.
61 Bkz. Necmüddin el-Kâ ibî, eş-Şemsiyye î ka â‘idi’l-man ıkıyye, hk. M. Fazlullah (Bey u : el-Me kezü’s-
Sekâ iyyü’l-A abî, 1998), 213. Ancak Kâ ibî de bu konuda u a lı değildi e Aynü’l-ka â‘id adlı ese inde
ma‘dûleyi “Eğe e imle inden bi i ya da he ikisi yoklukla ilgili olu sa öne me ma‘dûle ola ak adlandı ılı ”
şeklinde anımla . Bkz. Kâ ibî, Aynü’l-ka â‘id, Süleymaniye Kü üphanesi, Rağıp Paşa 1481, . 38.
62 Ancak Tec îdü’l-akâ’id’de o, ma‘dûle öne meyi yok(sun)luk emelinde izah e iği izlenimi e mek edi :
Nasî üddin e -Tûsî, Tec îdü’l-akâ’id, hk. A. Süleymân (Kahi e: Dâ u’l-Ma‘â i i’l-Câmiiyye, 1996), 79.
63 Bkz. Nasî üddin e -Tûsî, Esâsü’l-ik ibâs i’l-man ık, A apçaya çe . Molla Hüs e , hk. H. Şâ i‘î e M.
Cemâleddin (Kahi e: el-Meclisü’l-A‘lâ li’s-Sekâ e, 2004), 119; Nasî üddin e -Tûsî, Tec îdü’l-man ık
(Bey u : Müessese ü’l-A‘lâ li’l-Ma bûâ , 1988), 19; Nasî üddin e -Tûsî, “Ta‘dîlü’l-mi‘yâ î nakdi
Tenzîli’l-e kâ ”, Collec ed Tex s and Pape s on Logic and Language, ed. M. Mohaghegh e T. Izu su
(Tah an: Ins i u e o Islamic S udies McGill Uni e si y Teh an B anch, 1974), 166-168.
64 Te âzânî, Şe hu’ş-Şemsiyye i’l-man ık, hk. C. B. Sâlih (Ammân: Dâ u’n-Nû il’l-Mübîn, 2011), 225-226.
NAZARİYAT
96
Tah ânî’ye bak ığımızda ise onun da dönemin hâkim anlayışına uya ak ma‘dûle
öne meyi yoklukla ilişkilendi diğini gö mek eyiz. Ona gö e, bi öne menin yüklemi
a lıkla ilgili ise ( ücûdî), başka bi i adeyle içinde olumsuzluk ba ındı mıyo sa öne -
me “beli li (muhassala) öne me” ola ak adlandı ılı . Çünkü bu ada yüklemin mey-
dana gelmesinden ya da a olmasından ( ahassul) söz edilmek edi . Buna ka şılık
yüklem yoklukla ilgili olduğunda (ademî) öne me ma‘dûle olu , çünkü öncelikle olum-
lu e a lığa ilişkin du umla a delale edili e ancak bunla ası asıyla olumsuzluk
e yokluğa ilişkin du umla a delale edili . İş e bu olumludan olumsuza geçiş (udûl)
yükleme olumsuzluk eda ının bi leşmesi e onun bi pa çası hâline gelmesiyle olu .65
Gö üldüğü üze e, Hûnecî’ye ka şı genellikle eleş i el bi a ı akınan Tah ânî ma‘dû-
lenin yo umu konusunda onun cümlele ini ne deyse bi e bi ek a e mek edi .
Topa lamak ge eki se, İslam man ık geleneğinde beli siz isimle in e dolayısıy-
la ma‘dûle öne mele in yo umu konusunda bi i Fâ âbî diğe i İbn Sînâ’ya dayanan iki
a klı yaklaşımın a lığı dikka i çekmek edi . Bunla dan bi incisi bu ü öne mele i
yok(sun)luk üze inden açıklamak is e ken ikincisi daha o mel bi yaklaşımla sade-
ce olumsuzluk eda ının yüklemin bi pa çası olmasını dikka e alı . Râzî e Tûsî gibi
man ıkçıla bu iki çizgi a asında mü e eddi bi yol izle ken Hûnecî son ası man-
ıkçıla büyük o anda Fâ âbîci anlayışı benimsemiş gö ünmek edi . Ancak Ebhe î,
Kâ ibî gibi man ıkçıla ın da a klı ese le inde a klı anımla yapmala ı u a lı e
bilinçli bi şekilde bu iki anlayış an bi ini benimsemek en ziyade bunla ı aynı anda
sa unulabilecek yaklaşımla ola ak gö dükle i sonucunu da akla ge i mek edi . Bu
anlamda İbn Sînâcı anımı ma‘dûlenin o munu, Fâ âbîci anımı ise bu öne menin
anlamını esas alan anımla ola ak gö müş olma ih imalle i a dı . Faka he hâ-
lükâ da bu dönemde yaygın bi şekilde ma‘dûlenin yoklukla ilişkilendi ildiği açık ı .
Tek a konumuza döne sek, Man ıku’l-Mülahhas e Şe hu’l-İşâ â baş a olmak
üze e önemli man ık me inle inde Râzî’nin, İbn Sînâ’nın olumlu ma‘dûle öne me-
le konusundaki gö üşle ine yönelik i i az e eleş i el a gümanla ının şu iki so un
e a ında oplandığını gö mek eyiz: (i) Ma‘dûle öne mele in ni eliği e (ii) olumsuz
öne mele in a lıksal içe iği.
Şimdi Râzî’nin, “Şüphecile in İmamı (İmâmü’l-müşekkikîn)”66 un anını haklı çı-
ka ı a zda kimi zaman benimsemeksizin o aya a ığı e eddü e i i azla ı bu
sı aya uygun bi şekilde ele alalım.
65 Ku büddin e -Râzî [e -Tah ânî], Şe hu’l-Me âli‘, hk. Ü. Sâ‘idî (Kum: Ze i’l-Ku bâ, 1395), II, 67.
66 Râzî’nin bu şekilde anılması ile ilgili bkz. ö neğin Mî Dâmâd, Ki âbu’l-Kabasâ , hk. M. Muhakkık
(Tah an: İn işâ â -ı Dânişgâh-ı Tah ân, 1988), 73.

Yusu Daşdemi , Ma‘dûle Öne mele de Va lıksal İçe ik So unu: Fah eddin e -Râzî-Ku büddin e -Tah ânî Ta ışması
97
3.1 Ma‘dûle Öne menin Ni eliği
İşâ â ’ın udûl e ahsîl konusuna ay ılan üçüncü nehiç yedinci aslını şe h e ik en
son a Râzî “Bu ada yapılması ge eken bi a ışma a ”67 diye ek i i az e eleş i ile-
ine gi iş yapa . Onun ilk i i azı ma‘dûle öne mele in ni eliği ya da olumlu sayılma-
la ının mümkün olup olmadığı konusundadı .
[M9] Bu ada bi kimsenin şöyle deme imkânı a dı : Bi şeyin başka bi şeyin ni eliği
olmasından aklen anlaşılan şey onun için sabi olmasıdı . Onun başka bi şey için sabi
olması ise öncelikle kendinde sabi olmasının bi ü e idi . Kendinde sübu u olmayan
bi şeyin başka bi şey için sabi olması mümkün değildi . Ma‘dûlenin yüklemi ise yoklu-
ğa dayalı bi şeydi (em ademî), çünkü gö meme yokluğa dayalı bi doğadı e başka bi
şey için sabi olması imkânsızdı . Demek ki, ma‘dûle olumlu olamaz.68
Râzî bu i i azı, kendi gö üşü olmak an çok, muh emel e belki de üze inde du -
maya değe bi i i az ola ak almış olabili . Ama biz yine de bu gö üşü benimsediğini
a saya ak buna Râzî’nin bi inci ezi (RzT-1) diyelim:
RzT-1: Ma‘dûle olumlu olamaz.
Râzî’nin bu ezi delillendi mek için ku duğu a gümanı ahlil e iğimizde üç ön-
cüle dayandığını gö ü üz:
(Ö1) Bi şeyin başka bi şeyin ni eliği olmasından aklen anlaşılan şey onun için sabi
olmasıdı .
(Ö2) Bi şeyin başka bi şey için sabi olması kendinde sabi olmasının bi ü e idi ,
çünkü kendinde sübu u olmayanın başka bi şey için sabi olması imkânsızdı .
(Ö3) Ma‘dûlenin yüklemi (gö meme) ise yokluğa dayalı bi şeydi .
(Sonuç) O halde, ma‘dûlenin yükleminin başka bi şey için sabi olması, başka bi deyiş-
le ma‘dûlenin olumlu olması imkânsızdı .
Öyle gö ünüyo ki, (Ö2)’de Râzî, İbn Sînâ’da gö düğümüz e son adan “ e iye
ilkesi”69 ola ak adlandı ılacak olan ilkenin a klı bi uygulamasına baş u mak adı .
67 Râzî, Şe hu’l-İşâ â , I, 158.
68 Râzî, Şe hu’l-İşâ â , I, 158-159. Aynı a gümanı Râzî, şöyle i ade ede : “‘Zeyd gö ü -olmayandı ’
dediğimizde ge çek e yüklem spesi ik bi yokluk, yani gö menin yokluğudu . Faka spesi ik bi yokluğa
ancak onun ka şı ı olan bi a lığı i ade e ik en son a işa e edebildiğimiz için şüphesiz bu olumluluğu
dile ge i dik ki, onun a acılığıyla asıl yüklemeyi is ediğimiz spesi ik yokluğa işa e edebilelim. Demek
ki, ge çek e yüklem bi yokluk olduğu için ‘Yokluk ge çekleşmiş (sâbi ) bi konu (mahall) ge ek i mez’
de iz.” Bkz. Râzî, Man ıku’l-Mülahhas, 137.
69 Çok a klı şekille de o müle edilen e yo umlanan bu ilkenin en yaygın o mu “Bi şeyin bi başkası
NAZARİYAT
98
i şa ının bi i adesi olan bu ilkeye gö e, bi şeyin başka bi şeye yüklenmesi önce-
likle kendisine yüklenen (müsbe leh) du umunda olan konunun a olması şa ına
bağlıdı . Çünkü a olmayan bi şeyin sı a la ından bahse mek mümkün değildi .
Bu ada i i az sahibinin ilkeyi bi anlamda e s çe i e ek yükleme işleminin sıhha-
ini konunun a lığından önce eya onunla bi lik e yüklemin a lığına bağladığını
gö mek eyiz (biz buna yüklemin a lıksal içe iği anlamında y i diyelim). Ancak çok
geçmeden Râzî de y i şa ını ye siz bulu e yuka ıdaki a gümanın öncülle inden
bi inin (Ö2) yanlış olduğunu i i a ede : “Bu konuda daha de inlemesine bi a aş-
ı ma (ziyâde ü’ - ahkîk) şunu e i : Ma‘dûle öne mele in şa ı yüklemin sabi ol-
ması değil, konula ın onla a nispe inin sabi olmasıdı .”70 Yuka ıdaki a gümanda
sonucun doğ u olması bü ün öncülle in bi lik e doğ u olmasına bağlı olduğundan
sadece bi öncülün yanlış olması a gümanı amamen geçe siz hale ge i ecek i . Do-
layısıyla RzT-1 yine Râzî’nin i i a ı ile yanlışlanmış ı .
Aslında Râzî’nin bu ada dile ge i diği RzT-1’in de onun öncülü olan (Ö2)’nin
de İbn Sînâ kaynaklı olduğunu söyleyebili iz. Öncelikle (Ö2)’nin İbn Sînâ’dan nasıl
kaynaklandığını ele alı sak, İbn Sînâ İlâhiyâ I.5’ e ma‘dûma delale eden ka amla-
ın yüklem alamayacağını sa unu ken şöyle bi a güman asyona baş u u : Ma‘dû-
ma delale eden bi konunun yüklemi (i) bu ma‘dûm için me cu u ya da (ii) me cu
değildi . Eğe yüklem me cu ise bu yüklem (ia) kendinde me cu u ya da (ib) ken-
dinde me cu değildi . İbn Sînâ’ya gö e, (ia) doğ u değildi , çünkü kendisi ma‘dûm
olan bi konunun yükleminin eya bi sı a ının a olması söz konusu olamaz. Di-
ğe a a an (ib) de doğ u olamaz, çünkü İbn Sînâ’nın deyişiyle “kendinde ma‘dûm
olan bi şey başkası için nasıl me cu olabili ? Zi a kendinde me cu olmayanın
başkası için me cu olması imkânsızdı ”.71 Demek ki, (ii) doğ udu , yani ma‘dûm
bi konunun yüklemi olamaz. Ancak bu a güman asyonun konumuzu ilgilendi en
için sabi olması, kendisi için sabi olduğu şeyin sübu unun bi ü e idi (Sübû u şey’in li-şey’ e ‘u
sübû i’l-müsbe leh)” şeklindedi . Klasik son ası İslam düşüncesinde özellikle a lık-mahiye ilişkisi
a ışmala ında gündeme gelen e genellikle a lığın yüklem olduğu basi heliyye öne mele inde
(“Zeyd me cu mudu ?” gibi) geçe li olmadığı kabul edilen ilkenin ay ın ıla ı için bkz. Alî Kâşi u’l-
Gı â, Nakdü’l-â â’i’l-man ıkıyye e hallü müşkilâ ihâ (Bey u : Müessese ü’n-Nu‘mân, 1991), II, 352-368.
Râzî de e iye ilkesinin yuka ıdaki o munu benimse , ancak sübu ka amı ye ine husul ka amını
kullanı : Fah eddin e -Râzî, el-Mebâhis el-Maş ikıyye i ilmi’l-ilâhiyyâ e’ - abî‘iyyâ , hk. M. M. Bağdâdî
(Bey u : Dâ u’l-Ki âbi’l-A abî, 1990), I, 130. Diğe a a an ilke, espi edebildiğimiz kada ıyla ilk de a
Molla Sad â (ö. 1640) a a ından açıkça “ e iye ilkesi (el-kâide ü’l- e ‘iyye ya da daha doğ usu kâide ü’l-
e ‘iyye)” ola ak adlandı ılmış ı . Bkz. Molla Sad â, The Book o Pene a ions: Ki âbu’l-Meşâ‘i , ed. İ. Kalın
(P o o: B igham Young Uni e si y P ess, 2014), ö neğin 29.
70 Râzî, Şe hu’l-İşâ â , I, 159.
71 İbn Sînâ, el-İlâhiyyâ I, 33.6-7.
Yusu Daşdemi , Ma‘dûle Öne mele de Va lıksal İçe ik So unu: Fah eddin e -Râzî-Ku büddin e -Tah ânî Ta ışması
99
a a ı, İbn Sînâ’nın (ib)’nin yanlışlığı konusunda ge i diği ge ekçedi : Kendinde
ma‘dûm olan bi şey başkası için me cu olamaz. Anlaşılacağı üze e bu, Râzî’nin
yuka ıdaki a gümanındaki (Ö2)’de i ade edilen y i şa ının a klı bi söylenişinden
iba e i . Bu demek i ki, İbn Sînâ, en azından bu ada, y i şa ını des eklemek e-
di . Ancak böyle bi yaklaşım bazı so unla ı da be abe inde ge i ecek i , çünkü bu
du umda Râzî’nin [M9]’da ma‘dûle öne mele le ilgili ola ak o aya a ığı i i azın,
kapsamı yoksunluk öne mele ini de içe ecek şekilde genişle ile ek kabul edilmesi
ge ekecek i . Şöyle ki, sözgelimi kö ka amının kendinde bi a lığı olmayan bi
anlama delale e iği açık ı . O halde bu ka amı he hangi bi konuya yüklem yap-
mak mümkün olmayacak mıdı ?
İbn Sînâ’nın bu ada içine düşmüş gibi gö ündüğü çelişkinin olası bi çözümü-
nün İlâhiyâ I.5’in ih iya lı ya da hoşgö ülü bi a zda okunmasında a anabileceği
kanaa indeyim. Şöyle ki, y i ilkesini i ade eden “Kendinde a lığı olmayan bi şe-
yin başka bi şey için a olması mümkün değildi ” öne mesindeki a lık a zının
açıklığa ka uş u ulması ge eki . Eğe bu ada dışa ıda a lığı olmayan sözgelimi bi
a azın yine dışa ıda bi konuda a olmasının mümkün olmadığı kas ediliyo sa,
bunun doğ u olduğu kabul edilebili . Dahası zihinsel a lığı bile olmayan, ö neğin
yu a lak-ka e gibi, kendi içinde çelişik bi ka amın ne dışa ıda ne de zihinde bi
konu için a olabileceği ya da bi konuya yüklem yapılabileceği kas ediliyo sa, bu
du umda da öne me doğ u olacak ı .72 Ancak bu ilkede zihinde a lığı olsa bile dı-
şa ıda a lığı olmayan bi şeyin yüklem olamayacağının kas edildiği kabul edili se,
bu du umda y i ilkesi, ma‘dûle öne mele e yoksunluk öne mele i ö neğinde oldu-
ğu gibi İbn Sînâ’nın kendi sis emi içe isinde de pek çok so un çıka acak ı . Ni ekim
Râzî’nin o aya a ığı bu i i azı (RzT-1) ele alı ken Tah ânî’nin de benze bi düşün-
ceyi dile ge i diğini gö mek eyiz. Onun ka şı-a gümanı şu şekildedi :
[M10] Eğe bi şeyin başka bi şey için sabi olmasından maksa onda a olması ise,
olumlamanın anlamının bu olduğunu kabul e meyiz. Eğe bu ada [bu şeyin] onun hak-
kında doğ u olması kas edilmişse, bi şeyin başka bi şey hakkında doğ u olmasının
kendinde sabi olmasının bi ü e i olduğunu kabul e meyiz. Çünkü a olan [yüklem-
le ] me cu şeyle hakkında doğ u olabildiği gibi yoklukla ın da bunla hakkında doğ u
olması zo unludu .73
72 Ni ekim Celâleddin ed-De ânî de bu ada İbn Sînâ’nın mu lak anlamda yok olanın, yani ne zihinde ne
de dışa ıda a lığı bulunanın hiçbi konu için asdik edilemeyeceğini kas e iği düşüncesindedi . Bkz.
Alî Kuşçu, Şe hu Tec îd, I, 228-229, haşiye 2.
73 Ku büddin e -Râzî [e -Tah ânî], “Şe hu’l-İşâ â e’ - enbîhâ ”, el-İşâ â e’ - enbîhâ me‘a şe hi’l-Hâce
Nasî eddîn e -Tûsî e Muhâkemâ ı Ku beddîn Râzî, hk. K. Feyzî (Kum: Ma bûâ -ı Dînî, 1383), I, 212.
NAZARİYAT
100
Dikka edili se Tah ânî, RzT-1’in ilk iki öncülünü (Ö1 e Ö2) edde miş eya
âdâb-ı münâza a abi iyle men e miş i .74 Aslında kanaa imizce en az bu iki öncül
kada i i aza açık olan (Ö3)’e i i az e memiş i , çünkü yuka ıda da izah e iğimiz
üze e Fâ âbî’nin o aya a ığı bu anlayış, yani ma‘dûlenin yokluk i ade e iği anlayı-
şı, Tah ânî’nin zamanına kada ye leşmiş e kabul gö en bi düşünce haline gelmiş-
i . Oysa İbn Sînâ sanı ım böyle bi du umda ma‘dûlenin yokluk i ade e mediğini ya
da en azından yokluk an daha genel bi anlam i ade e iğini söyleyebili di. Böyle bi
yaklaşımı İslam man ık geleneğinde Âmidî’de gö mek eyiz. Âmidî (ö. 631/1233),
“İnsan, gö ü -olmayandı ” gibi bi ma‘dûleyi “İnsan olan şey gö ü -olmayan şeydi ”
şeklinde yo umla e bu adaki “gö ü -olmayan şey” ka amının hiç de yokluk bil-
di mediğini sa unu .75
Tah ânî ilk ola ak öne menin olumlu olmasının ne anlama geldiğini i ade eden
(Ö1)’i hede alı e “sübu ” ya da “sabi olma” e imindeki kapalılığa dayana ak i i-
azını geliş i i . Ona gö e, bu e imin iki muh emel anlamı a dı e ilki bi şeyin
başka bi şeyde a olmasıdı . Bu anlam, öyle gö ünüyo ki, a az e ce he a asında-
ki ilişkiye uygun bi a zda a azın bi ce he de a olmasıdı . Buna gö e, bi a azın
bi ce he de a olduğundan söz e mek için, sözgelimi bu masanın ge çek en beyaz
olması için öncelikle beyazlık a azının kendinde, yani dış dünyada a olması ya da
kendinde a lığının kabul edilmesi ge eki (elbe e bu öncelik zaman bakımından
değil, doğa bakımındandı ). Tah ânî, doğ uluğu açık olan bu yaklaşımı edde mez,
ancak bi öne menin olumlu olmasının anlamının bu olmadığını eya belki bundan
daha geniş olduğunu beli i . Ona gö e, “sabi olma”nın anlamı “doğ u bi şekilde
yüklenebilmek” i . Dikka edili se bu ada “sabi olma” du umunun boyu u dış dün-
yadan man ıksal işlem alanına e zihinsel dünyaya ak a ılmış e sabi olma iki ka -
am a asındaki ilişkinin doğ uluğu ola ak yo umlanmış ı . Dolayısıyla ma‘dûle yük-
lemle gibi yokluk olması bakımından dış dünyada a lığı olmayan bi yüklem bile
doğ u olmak anlamıyla sabi olma şa ını sağlayabili . Böylece Tah ânî, İbn Sînâ’nın
y i ilkesindeki a lık ka amının e Râzî’nin o aya a ığı i i azdaki sübu ka a-
mının mus a ip olduğu iki cikli anlam so ununu o adan kaldı mak a e yükleme
söz konusu olduğunda asıl olanın zihinsel a lık olduğunu, bu ada yüklemin dışsal
a lığına ih iyaç bulunmadığını i ade e mek edi .76 Sabi olmayı bu şekilde “doğ u
74 Tah ânî’nin bu eleş i isi kendisinden önce Âmidî a a ından o aya a ılmış ı . Bkz. Âmidî, Keş ü’ -
em îhâ , 80-81.
75 Âmidî, Keş ü’ - em îhâ , 81.
76 Son aki dönemle de İbn Sînâ’nın y i ilkesi özellikle Molla Sad â a a ından eleş i ilmiş i . Ona gö e,
yüklemin konu hakkında sabi olması a az e su e le in a lığı gibi olmayıp yüklemle in kendinde
Yusu Daşdemi , Ma‘dûle Öne mele de Va lıksal İçe ik So unu: Fah eddin e -Râzî-Ku büddin e -Tah ânî Ta ışması
107
Seyyid Şe i ’e gö e, olumsuz öne mele diğe bi i adeyle yüklemin konudan
değillenmesi konunun a lığını ge ek i mezken, olumlu öne me yani yüklemin ko-
nuya yüklenmesi onun a lığını ge ek i i . Faka hüküm olmak bakımından hem
olumluma hem de değilleme konunun zihinde a olmasını, yani Seyyid Şe i ’in as-
ni iyle hüküm a lığını ge ek i i . Onun sübu e hüküm a lığı ola ak yap ığı bu
ay ım yuka ıda [M10]’da Tah ânî a a ından yapılan “konu için a olma” e “konu
hakkında doğ u olma” ay ımına pa alel ya da onun başka bi i adesi gibi gö ünmek-
edi . Tah ânî’ye gö e konu hakkında doğ u olma Seyyid Şe i ’e gö e ise hüküm a lı-
ğı hem me cu hem de ma‘dûm konula hakkında mümkündü , çünkü zihin bunla a
sadece hüküm sü esince bi a lık a e mek edi . Bu nedenle he iki man ıkçı olum-
suz öne menin konusunun da zihinsel bi a lığa sahip olması ge eğini zımnen de
olsa kabul ede ek aslında Râzî’ye yakın bi çizgiye gelmiş gö ünmek edi le .
Sonuç
İslam man ıkçıla ının A is o eles e şâ ihle inden de aldığı ma‘dûle öne mele
konusunda daha işin başında Fâ âbî a a ından önemli bi adım a ılı e bu öne -
mele in yüklemi yok(sun)lukla ilişkilendi ili . Dolayısıyla ma‘dûle öne mele in an-
cak söz konusu yoksunluğun melekesine sahip olması beklenen konula hakkında
ku ulabileceği kabul edili . İbn Sînâ bu anlayışı açıkça eleş i se de İslam man ık
geleneği büyük ölçüde Fâ âbî’nin yo umu üze ine şekillenmiş i . Râzî bu konuda
a klı ese le inde a klı yaklaşımla se gilese de Tah ânî ma‘dûle-yok(sun)luk öz-
deşliğini benimsemiş gö ünmek edi .
i so unu man ık açısından özellikle öne mele in doğ uluk koşulla ıyla olan
yakın ilgisi sebebiyle önem a z ede . Bu so una İbn Sînâ’nın çözümü büyük ölçüde
kendinden önceki man ıkçıla la uyumlu bi a zda, ma‘dûle öne mele de dâhil ol-
mak üze e olumlu öne mele in ge ek ikel e ge ekse ümel o mla ında i şa ının
a anması şeklinde olmuş u . Bu i şa ı da öne menin konusunun ya dış dünyada
ya da zihinde a olması su e iyle sağlanı . Ancak İbn Sînâ’nın gö üşle inin çok ne
olmadığı alanla da a dı . Sözgelimi, ma‘dûma delale eden bi konuya sahip olan
öne mele in du umu nasıl değe lendi ilecek i ? İbn Sînâ’nın bu ü konu- e imle-
i ikiye ayı dığını düşünüyo um: mümkün e imkânsız ma‘dûmla . Bunla dan ilki,
ö neğin yedigen e e imi, dış dünyada a olması imkânsız olmadığı için zihinsel
a lığa sahip i e bu sayede i şa ını sağla , olumlu bi öne mede konu olabili .
Ancak imkânsız ma‘dûmla için bu söz konusu değildi . Kanaa imce İbn Sînâ, bi özü
e mahiye i, bi cinsi e ay ımı olmadığı için imkânsız bi ma‘dûma delale eden bi

NAZARİYAT
108
e imin zihinsel de olsa bi a lığı olamayacağı düşüncesindedi , çünkü zihinsel a -
lığın ku ucu unsu la ı cins e ay ımdı . Ancak bu ü e imle hakkında olumlu ya da
olumsuz cümlele ku abildiğimiz ge çeğinden ha eke le bunla ın da bi ü ge çek-
liği olması ge ekmez mi? İbn Sînâ’nın bunla a a e iği ge çeklik ya da a lık sözel/
la zi a lık an iba e i . Bunla ın bi adı a dı , ancak bu adın e e ans a bulunduğu
bi a lık ne dış dünyada ne de zihinde me cu u . İbn Sînâ’nın bazı i adele i bu ü
ka amla ın da zihinsel a lığa sahip olduğu izlenimi e iyo olsa da böyle bi anla-
yışın kabulü İbn Sînâ man ığı içe isinde pek çok u a sızlığa yol açacak ı .
Fah eddin e -Râzî, İbn Sînâ’yı iki konuda eleş i i : Ma‘dûle öne mele in ni e-
liği e olumsuz öne mele de i şa ı. Faka bu eleş i ile i o aya a a ken bunla a
kendisinin ka ılıp ka ılmadığı çok açık değildi . Ha a bi inci eleş i iye ka ılmadığı
açık ı . O, beli siz ka amla a lığa ilişkin olmak an ziyade yokluk i ade e ikle i
için bunla ın yüklem olduğu ma‘dûle öne mele in de i şa ını sağlamak zo un-
da olmadığını beli i . Kendisinin de ka ılmadığını açıkça i ade e iği bu eleş i iyi
aslında İbn Sînâ önceden ele almış e ce aplamış ı . Buna gö e, olumlu ma‘dûle
öne mele de yüklem konu için asdik edildiğinden konunun a olması şa ı . Bu
du um beli siz bi isim olan yüklemin şu eya bu özellik e olmasından bağımsızdı .
Aynı eleş i iye Tah ânî “konu için a olma” e “konuya doğ u ola ak yüklenme”
ka amla ı a asında yap ığı bi ay ımla ce ap e i . Tah ânî’ye gö e, konuda a
olma ilişkisinin aksine bi konu hakkında doğ u olmak için yüklemin kendinde a
olması şa değildi . Bu anlamda dış dünyada a olmayan yokluk i ade eden ka -
amla olumlu bi öne mede yüklem yapılabili .
İbn Sînâ olumsuz öne mele de i şa ının a anmayacağı düşüncesindedi . Çün-
kü ona gö e, bunla da hüküm yüklemin konu için a olmadığı şeklindedi e böyle
bi ya gı a olan bi konu kada a olmayan için de düşünülebili . Ancak Râzî’ye
gö e, bu konuda olumlu e olumsuz öne mele a asında bi a k olmamalıdı , çünkü
eğe öne menin konusu mu lak yokluk du umundaysa bunun hakkında ne olumlu
ne de olumsuz bi hüküm e ilebili . Eğe konu mu lak anlamda değil, sadece zihin
dışında bulunmama anlamında yokluk i ade ediyo sa böyle bi konu hakkında da
olumsuz kada olumlu hüküm de e ilebili . Dolayısıyla Râzî, i şa ı bakımından
olumlu e olumsuz öne mele a asında bi a k olmadığını, olumlula gibi olum-
suzla ın da mu lak yokluk i ade eden bi ka am hakkında ku ulamayacağını iddia
ede . Buna ka şılık Tah ânî, olumlu e olumsuz öne mele a asında i açısından
a k olduğunu ispa lamaya çalışı . Buna gö e, olumlu öne me ha icî ise konusunun
dış dünyada bulunması, hakiki ise konusunun dış dünyada en azından a sayımsal
Yusu Daşdemi , Ma‘dûle Öne mele de Va lıksal İçe ik So unu: Fah eddin e -Râzî-Ku büddin e -Tah ânî Ta ışması
109
ola ak bulunması ge eki . Hâlbuki olumsuz öne mele de bu şa a anmaz. Râzî’nin
aynı eleş i isine Cü cânî hüküm e sübu a lığı a asında ay ıma gide ek ce ap e -
meye çalışı . Bu ay ıma gö e olumlu e olumsuz öne mele hüküm a lığı nok asın-
da o ak ı , ama sübu a lığı sadece olumlu öne mele için geçe lidi .
Kaynakça
el-Âmidî, Sey üddin, Keş ü’ - em îhâ î şe hi’ -Râzî ale’l-İşâ â e’ - enbîhâ , hk. A. F. Mezîdî, Bey u : Dâ-
u’l-Kü übi’l-İlmiyye, 2013.
Akkana , Hasan, “Kadı Si âceddin el-Ü me î e Me âliu’l-En â (Tahkik, Çe i i, İnceleme), dok o a ezi, AÜ
Sosyal Bilimle Ens i üsü, 2006.
Ali Kuşçu. Şe hu Tec îdi’l-akâ’id, hk. M. H. Zi â‘î Rızâî. Kum: Râyid, 1393.
Alexande o Aph odisias, On A is o le P io Analy ics 1.32-46, çe . I. Muelle , Lond a: Duckwo h, 2006.
A is o le, “Ca ego ies”, Comple e Wo ks o A is o le I, ed. Jona han Ba nes, 3-24, P ince on: P ince on Uni-
e si y P ess, 1995.
______, “De In e p e a ione”, Comple e Wo ks o A is o le I, ed. Jona han Ba nes, 25-38, P ince on: P ince on
Uni e si y P ess, 1995.
______, “Me aphysics”, Comple e Wo ks o A is o le II, ed. Jona han Ba nes, 1552-1728, P ince on: P ince on
Uni e si y P ess, 1995.
Bäck, Allan, “A icenna’s Concep ion o Modali ies”, Vi a ium XXX/2 (1992): 217-255.
De in, Necmi. “Ku büddin e -Râzî’nin Haya ı Ese le i e Felse i Gö üşle i”, dok o a ezi, AÜ Sosyal Bilimle
Ens i üsü, 2008.
D ua , Thé èse-Anne, “A icennan T oubles: The Mys e ies o he Hep agonal House and o he Phoenix”,
Tópicos 42 (2012): 51-73.
el-Ebhe î, Esî üddin, Keş ü’l-hakâik î ah î i’d-dakâik. Süleymaniye Kü üphanesi, Ayaso ya 2453.
el-Ensâ î, Zeke iyyâ, el-Mu ala‘ alâ me ni Îsâgûcî, Mısı : Mus a a el-Bânî el-Halebî e E lâduh, .y.
el-Fâ âbî, Ebû Nas , “Ki âbu’l-İbâ e”, el-Man ık inde’l-Fâ âbî I, hk. R. Acem, 133-164, Bey u : Dâ u’l-Maş ik,
1985.
______, Şe hu’l-Fâ âbî li-ki âbi A is û âlîs i’l-İbâ e, hk. W. Ku sch e S. Ma ow, Bey u : Dâ u’l-Maş ik, 1971.
Fo enbaugh, William W. d. Theoph as us o E esus: Sou ces o His Li e W i ings Though and In luence I, ed. &
çe . W. W. Fo enbaugh d. Leiden: B ill, 1992.
F ege, Go lob, “On Sense and Re e ence”, T ansla ions om he Philosophical W i ings o Go lob F ege, ed. &
çe . P. Geach & M. Black, 56-78, Ox o d: Basil Blackwell, 1960.
Ge ogio gakis, S ama ios, “P i a ions, Nega ions and he Squa e; Basic Elemen s o a Logic o P i a ions”,
A ound and Beyond he Squa e o Opposi ion, ed. J. Y. Béziau e D. Jacque e, 229-239, Basel: Sp inge ,
2012.
Gu as, Dimi i, A icenna and he A is o elian T adi ion, B ill: Leiden, 2014.
Hanoğlu, İsmail, “Fah uddîn e -Râzî’nin ‘Ki âbu’l-Mulahhas i’l-Man ık e’l-Hikme’ Adlı Ese inin Tahkiki e
İncelemesi”, dok o a ezi, AÜ Sosyal Bilimle Ens i üsü, 2009.
el-Hillî, Allâme, el-Ce he ü’n-nadîd şe hu man ıkı’ -Tec îd, hk. M. Bidâ u , Kum: İn işâ â -ı Bîdâ , 1435.
el-Hûnecî, E dalüddin, Keş ü’l-es â an ga âmizi’l-e kâ , hk. H. Ru eyhib, Tah an: Müessese-i Pejûheşî Hik-
me e Felse e-i Î ân, 1389.
NAZARİYAT
110
İbn Me zubân, Behmenyâ , e -Tahsîl, hk. M. Mu ahha î, Tah ân: İn işâ â -ı Dânişgâh-ı Tah ân, 1375.
İbn Sînâ, İkinci Anali ikle , çe . Ö. Tü ke , İs anbul: Li e a Yayınla ı, 2006.
______, el-İşâ â e’ - enbîhâ , hk. S. Dünyâ, Kahi e: Dâ u’l-Ma‘â i , .y.
______, Ka ego ile , çe . M. Maci , İs anbul: Li e a Yayınla ı, 2010.
______, Ki âbu’n-Necâ . hk. M. Fah î. Bey u : Dâ u’l-Â âkı’l-Cedîde, 1982.
es-Sâ î, İbn Sehlân, el-Besâi u’n-Nasî iyye î ilmi’l-man ık, hk. R. Acem, Bey u : Dâ u’l-Fik i’l-Lübnânî, 1993.
______, eş-Şi â: el-İlâhiyyâ II, hk. G. Ana â î e S. Zâyid, Kahi e: el-Hey’e ü’l-Âmme li-Şuûni’l-Me âbi‘
el-Emî iyye, 1960.
______, eş-Şi â: el-Man ık II, el-Mekûlâ , hk. G. Ana â î d. Kahi e: el-Hey’e ü’l-Âmme li-Şuûni’l-Me âbi‘
el-Emî iyye, 1959.
______, eş-Şi â: el-Man ık III, el-İbâ e, hk. M. Huzay î, Kahi e: el-Hey’e ü’l-Mıs iyye ü’l-Âmme li’ -Te’lî e’n-
Neş , 1970.
______, eş-Şi â: el-Man ık V: el-Bu hân, hk. E. A î î, Kahi e: el-Ma baa ü’l-Emî iyye, 1956.
______, e -Ta‘lîkâ , hk. H. Mûse iyân, Tah an: Müessese-i Pejûheşî Hikme e Felse e-i Î ân, 1391.
______, Yo um Üze ine, çe . Ö. Tü ke , İs anbul: Li e a Yayınla ı, 2006.
Kâşi u’l-Gı â, Alî. Nakdü’l-â â’i’l-man ıkıyye e hallü müşkilâ ihâ, Bey u : Müessese ü’n-Nu‘mân, 1991.
el-Kâ ibî, Necmüddin, eş-Şemsiyye î ka â‘idi’l-man ıkıyye, hk. M. Fazlullah, Bey u : el-Me kezü’s- Sekâ iy-
yü’l-A abî, 1998.
______, Aynü’l-ka â‘id, Süleymaniye Kü üphanesi, Rağıp Paşa 1481.
Kâ ib Çelebi. Keş el-Zunun, haz. Ş. Yal kaya e Kilisli R. Bilge, İs anbul: Maa i Ma baası, 1941.
Keynes, John N. S udies and Exe cises in Fo mal Logic, New Yo k: Macmillan, 1900.
el-Medâinî, İbn Ebi’l-Hadîd, Şe hu’l-Âyâ i’l-beyyinâ , hk. M. Ceblî, Bey u : Dâ Sâdi , 1996.
Micho , Jean, “A icenna’s ‘Le e on he Disappea ance o he Vain In elligible Fo ms a e Dea h’”, Bulle in
de Philosophie Médié ale 27 (1985): 94-103.
Mî Dâmâd, Ki âbu’l-Kabasâ , hk. M. Muhakkık, Tah an: İn işâ â -ı Dânişgâh-ı Tah ân, 1988.
Molla Sad â, The Book o Pene a ions; Ki âbu’l-Meşâ‘i , ed. İ. Kalın, P o o: B igham Young Uni e si y P ess,
2014.
Özpila cı, Fe uh, Fâ âbî’nin Öne me Anlayışı, İs anbul: Li e a Yayınla ı, 2018.
Pehli an, Necme in, Klasik Man ık a Ma‘dûle Öne mele le Yapılan Çıka ımla , Anka a: İlâhiyâ Yayınla ı, 2016.
e -Râzî, Fah eddin, Man ıku’l-Mulahhas, hk. A. F. Ka amelikî e A. Asga înejâd, Tah an: Dânişgâh-ı İmâm
Sâdık, 1381.
______, el-Mebâhis el-Maş ikıyye i ilmi’l-ilâhiyyâ e’ - abî‘iyyâ , hk. M. M. Bağdâdî. Bey u : Dâ u’l-Ki âbi’l-A-
abî, 1990.
______, Şe hu’l-İşâ â e’ - enbîhâ , hk. A. R. Nece zâde, Tah an: Encümen-i Âsâ e Me âhi -i Fe hengî,
1384.
Resche , Nicholas, The De elopmen o A abic Logic, Pi sbu gh: Uni e si y o Pi sbu gh P ess, 1964.
es-Seme kandî, Şemsüddin, Kıs âsu’l-E kâ : Düşüncenin Kıs ası, hk. e çe . N. Pehli an, İs anbul: Tü kiye
Yazma Ese le Ku umu Başkanlığı Yayınla ı, 2014.
So abji, Richa d, The Philosophy o he Commen a o s, 200-600 AD A Sou cebook, Lond a: B is ol Classical P ess,
2012.
e -Tahâne î, Muhammed Ali, Keşşâ u ıs ılâhâ i’l- ünûn e’l-ulûm, hk. A. Deh ûc, Bey u : Mek ebe ü Lübnân,
1996.
Yusu Daşdemi , Ma‘dûle Öne mele de Va lıksal İçe ik So unu: Fah eddin e -Râzî-Ku büddin e -Tah ânî Ta ışması
111
[Tah ânî] Râzî, Ku büddin, “Şe hu’l-İşâ â e’ -Tenbîhâ ”, el-İşâ â e’ - enbîhâ me‘a şe hi’l-Hâce Nasî üddîn
e -Tûsî e Muhâkemâ ı Ku büddin e -Râzî, hk. K. Feyzî, Kum: Ma bûâ -ı Dînî, 1383.
______, Şe hu’l-Me âli‘, hk. Ü. Sâ‘idî, Kum: Ze i’l-Ku bâ, 1395.
______, Tah î u’l-ka â‘idi’l-man ıkıyye î şe hi’ -Risâle i’ş-Şemsiyye, hk. M. Bidâ u , Kum: Menşû â -ı Bîdâ ,
1384.
Thom, Paul, “Al-Fā ābī on Inde ini e and P i a i e Names”, A abic Sciences and Philosophy 18 (2008): 193-209.
e -Tûsî, Nasî üddîn, Esâsü’l-ik ibâs i’l-man ık, A apçaya çe . Molla Hüs e , hk. H. Şâ iî e M. Cemâleddin,
Kahi e: el-Meclisü’l-A‘lâ li’s-Sekâ e, 2004.
______, “Şe hu’l-İşâ â e’ - enbîhâ ”, el-İşâ â e’ -Tenbîhâ , hk. S. Dünyâ, Kahi e: Dâ u’l-Ma‘â i , .y.
______, “Ta‘dîlü’l-mi‘yâ î nakdi Tenzîli’l-e kâ ”, Collec ed Tex s and Pape s on Logic and Language. ed. M. Mo-
haghegh e T. Izu su, 137-248, Tah an: Ins i u e o Islamic S udies McGill Uni e si y Teh an B anch,
1974.
______, Tec îdü’l-akâid, hk. A. Süleymân, Kahi e: Dâ u’l-Ma‘â i i’l-Câmiiyye, 1996.
______, Tec îdü’l-man ık. Bey u : Müessese ü’l-A‘lâ li’l-Ma bûâ , 1988.
Ubûdiyye , Abdü asûl, en-Nizâmü’l- else î li-med ese i’l-hikme i’l-mü e‘âliye, Bey u : Me kezü’l-Hazâ a li-Ten-
miye i’l-Fik i’l-İslâmî, 2010.
Wol son, Ha y A. “In ini e and P i a i e Judgmen s in A is o le, A e oes and Kan ”, Philosophy and Pheno-
menological Resea ch VIII/2 (1947): 173-187.